EĞİL DAĞLAR


Atalarımızı düşünüyorum da dağlara ne çok türkü yakmışlar. 

Bazen sitem etmişler, bazen bir yol ver diye yalvarmışlar, heybetinden korkmuşlar. 

Çünkü bırakmıyor, çünkü insanoğlunun gücü yetmiyor. 

Geçit vermiyor ki kavuşsun yarine özlediği her ne ise...

Bir de hayaller kuruyor... Dağları bir aşsa yarine kavuşsa her yer bağ bostan. 

Öyledir çünkü; dağlar hüzünlü türkülerin, bağlar bostanlar da neşeli türkülerin simgesidir. Sevdiğine kavuştuysan eğer bağların o bereketine, canlılığına da kavuşmuş olursun. 

Ama gel gör ki sevdiğine kavuşmanın önündeki en büyük engeldir dağlar. 

O türküleri dinlerken hep anlamaya çalışırdım onları. 

Eskiden öyleymiş derdim. 

O eskidenmiş... 

İnsanoğlu dağları aşacak teknolojiye sahip değilmiş o zamanlar. 

Ta ki bugünlere kadar. 

Bugünler= teknolojinin insanları kavuşturmaya yetmediği Modern! zamanlar... 

Demek ki mesele dağ değilmiş. 

Bir gün bir virüsün gelip de dağ gibi önümüze çıkacağını bilemeden caka satmışız öyle, anaya, babaya, kardeşe hasret kalmışız. 

Her türlü teknolojiye sahipken aşamıyoruz dağları işte. 

Dağlar aşılmıyor, özlem gitgide artıyor, bize yine dağlara türkü söylemek düşüyor.

Ve bağlara kavuşacağımız günleri iple çekiyoruz. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhammed'siz Muhabbet: Modern Zaman Mutasavvıfları

EBRU ÖĞRETMEN'E BİR MANZUME