Mustafa Kutlu'nun bir hikayesinde bir yorgancı, genç kızların çeyizi için hazırladığı yorganlarla konuşuyordu. 

Gelin olacaklardan biri için:

"Seni yüklüklerde lavanta kokularına boğar. Her bahar güneşe çıkarır, tasalanma." diyordu  diktiği yorgana.

Bugün yorganları havalandırayım derken bu satırlar geldi aklıma.

Acaba dedim ben bu yorganların hakkını verebiliyor muyum? Acaba tasalandırdım mı onları?

Şöyle bir bakınca emek akıyor bu yorganların üzerinden. Hem ne büyük emek! Yününden, temizlenmesinden, dikimine kadar...

Her sene havalandırmak gerektiğini biliyorum evet. Ama böyle Mustafa Kutlu'dan okuyunca daha bir istekle çıkardım güneşe.


Ha bir de ilkel bulanlar var tabi. Kıymetini bilemeyip elden çıkarmaya çalışanlar da var. Kıymetini yeni yeni anlayanlar var. Baş tacı edenler, misafirlerini mis gibi yorganlarla ağırlamak isteyenler var. 

Ne büyük kültüre sahibiz!

Mustafa Kutlu'yu her okuduğumda haddim olmayarak düşünüyorum "Bu kadar şeyi nereden biliyor?" Bilmese yazamaz çünkü. Sonra diyorum ki "Anadolu'yu biliyor!" Yani bilmesi gerekeni...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhammed'siz Muhabbet: Modern Zaman Mutasavvıfları

EBRU ÖĞRETMEN'E BİR MANZUME

EĞİL DAĞLAR