OLUMLU ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK
Çocuklar yetiştiriyoruz…
Dünyanın bin bir türlü olumsuzluğu olduğu gerçeğini bilerek,
o binlerce olumsuzluğun karşısında dimdik durabilecek binlerce umudumuzla
çocuklar yetiştiriyoruz.
Olumsuz bir dünya, çocuklarımız ve umut…
Hayır, hayır!
Değerli Ebeveynimiz,
Olumsuz bir tablo çizmek değil bu yazının amacı. Bilakis, gayemiz
o binlerce umudunuzu hatırlatarak içinizde belki yeni umutların ve yeni
heyecanların yeşermesine vesile olmaktır.
Bir Hikâye
Eski zamanlarda buğday hasadı şiddetli
bir doluyla tamamen yok olmuş bir çiftçinin hikâyesi anlatılırmış. Bu çiftçi
sürekli hayıflanarak, eğer her şeyi kendisi kontrol ederse muhteşem bir hasat
elde edeceğini ve çok para kazanacağını söyler dururmuş.
Hikâye bu ya, çiftçinin istediği gerçek
olmuş. Bütün doğa olaylarını kontrol edebilme yetisine sahip olmuş bir gün. İstediği
zaman yağmur yağdırıp, istediği zaman güneş açtırmış. Tüm mevsimler tadında
yaşanıyormuş.
Her şey olması gerektiği gibi
gidiyormuş demek isterdim fakat hasat zamanı gelince tam bir felaketle
karşılaşmış. Bugüne kadar elde ettiği en kötü mahsulmüş bu. Çevresindekiler
sorduğunda ise onlara şöyle cevap vermiş,
‘’Rüzgârın esmesine izin vermeyi unuttum.’’
(Bu hikâye
Zig Ziglar’ın Olumsuz Bir Dünyada Olumlu Çocuklar Yetiştirmek adlı kitabından
alınmıştır.)
Sevgili Ebeveyn,
Bazen her
şeyi doğru yapsak, çocuk yetiştirmenin tüm inceliklerine hâkim olsak bile sonuç
bizim istediğimiz gibi olmayabilir. Eğer bu çiftçi rüzgârın esmesine izin
vermeyi unutmamış olsaydı belki de gerçekten hayalini kurduğu o mükemmel mahsule
kavuşacaktı. Ancak çocuk yetiştirme süreci böyle değildir. Çünkü çocuklar birer
mahsul değildir. Onları iyi ya da kötü mahsul olarak sınıflandıramayız. İşin en
başında onların birer birey olduğunu kabul etmeliyiz. Çünkü kabul etmez ve
sonucu yalnızca kendi çabalarımıza bağlarsak süreçte yaşayacağımız en ufak bir
olumsuzlukta dahi kendimizi ‘’Ben nerede hata yaptım? Oysa her şeyi de olması
gerektiği gibi yapıyordum. Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim!’’ diye
hayıflanırken bulabiliriz.
Çocuklarımız
ne kadar küçük olurlarsa olsunlar onlar da bizim gibi bir benliğe sahiptirler. Olumlu
çocuk yetiştirme yolculuğumuza en baştan böyle başlarsak omuzlarımızdaki yükü
hafifletmiş olacağız hatta belki de yük olarak görmek yerine bu işin tadını
çıkaracağız ve süreci daha iyi yönetebileceğiz.
Başlayalım o halde!
Kimdir
Olumlu Çocuk?
Olumlu çocuk deyince aklımıza nasıl bir
çocuk geliyor bir düşünelim.
Dürüst, düzenli, sorumluluk alabilen,
sevgi dolu, olumlu düşünebilen, problem çözebilen, hayal gücünü kullanabilen, güvenilir,
ahlaki değerlere sahip…
Tahmin edeceğiniz gibi bu liste böyle
uzayıp gider. Dünyada ne kadar olumlu özellik varsa bu listenin içine dâhil
edebiliriz. Ancak olumlu çocukların bir özelliği vardır ki çocuk yetiştirme
sürecinde neye odaklanmamız gerektiği konusunda bize net bir fikir verir.
O da mutluluktur.
Mutluluk!
Her koşulda mutlu olabilen çocuklar
yetiştirmek sürecimizin temel hedefi olmalıdır.
Nasıl
Yapacağız?
Değerli Ebeveyn,
Olumlu çocuk, mutlu çocuktur dedik.
Mutlu çocuk ise koşullar ne olursa olsun mutlu olabilmeyi öğrenmiş çocuktur.
Evet, çocuklarımıza mutlu olmayı
öğretecek olan da biz ebeveynleriz.
Peki, nasıl yapacağız?
Olumlu çocuklar yetiştirmeyi lezzetli
bir yemek yapmaya benzetebiliriz.
‘’Olumsuz Bir Dünyada Olumlu Çocuklar
Yetiştirmek’’ adlı kitabın yazarı Zig Ziglar, bu yemeğin malzemelerini ‘’sevgi,
disiplin, bağışlama ve çocuklarımızın nihai esenliği uğruna ziyadesiyle özen ve
adanma içerisinde sarıp sarmalanmış daha nice özellik’’ olarak veriyor bize. Eğer bu malzemeleri
doğru zamanda ve yeteri kadar kullanırsak en güzel yemeği yapabileceğimizi
unutmamalıyız.
Olumlu
Olmalıyız
Olumlu olmak tabirinin doğup
büyüdüğümüz çevrelerce pek de olumlu kabul edilmediğini gözlemlemişizdir çoğu
zaman. Eğer olumlu bir insansan ezilenin, insan ilişkilerinde zarar görenin her
zaman sen olacağına dair bir algı vardır zihinlerde. Sanılanın aksine olumlu
insanlar her durum karşısında güçlü durabilen, problem çözme yeteneğine sahip
ve en önemlisi de mutlu olabilmeyi başarabilen insanlardır. Bu yüzden çocuk
yetiştirme işine de olumlu düşünerek başlamamız gerekir. Bunca olumsuzluğun
olduğu bir dünyada iyiyi, güzeli umut ederek yola çıkmalıyız.
Doğru
Model Olmalıyız
Çocuklar dünyaya geldikleri andan hatta
daha öncesinden itibaren bizi dinlemeye başlarlar. Bizi gözlemleyerek büyürler.
Yaptığımız her davranışın, söylediğimiz her sözün onların tertemiz zihinlerine
kaydedildiğini ve günün birinde bu söz ve davranışları kullanarak bizi taklit
edeceklerini unutmamalıyız. ‘’Yaptığımı değil dediğimi yap.’’ anlayışıyla
sürekli onlara neler yapması gerektiğini söyleyen ama söylediklerini davranışa
geçiremeyen bir görüntü çizmek yerine, ‘’Yaptığımı yap.’’ diyebilecek kadar
doğru davranışlarda bulunmalıyız. Örneğin; çocuğumuza televizyon izleme,
tableti bırak, kitap oku gibi çok sık başvurduğumuz komutları vermek yerine
televizyon ve telefonla geçirdiğimiz vakti düzenleyerek, kitap okuyarak onlara
doğru model olmalıyız. Çünkü çocuklar dediklerimizi çoğu zaman yapmazlar.
Yaptıklarımızı yaparlar.
Doğru
Davranışları Görmeliyiz
Doğru davranışların pekiştirilmesi,
davranış problemleri olan çocukların sağaltımında sıklıkla kullanılan bir
yöntemdir. Çoğu zaman çocukların doğru olan davranışlarını görmeyiz. Fakat
normal kabul edemeyeceğimiz bir davranış sergilediklerinde dikkatimizi onlara
yöneltiriz. Tutumumuz yumuşak da olsa sert de olsa böyle yaparak çocuklarımıza
ancak bu davranışları yaparlarsa onlarla ilgilenebileceğimiz mesajını vermiş oluruz.
Böyle bir durumla karşılaşmamak adına onların görebildiğimiz her olumlu
davranışını her zaman olmasa da bir aferin ile ufacık bir tebessüm ile ya da
başını okşayarak pekiştirmeli, onları gördüğümüzü hissettirmeliyiz. Böylece
çocuk, problem davranışlara başvurmadan da ailesi tarafından dikkate
alınacağını anlamış olur.
Aile
İçi İletişime Önem Vermeliyiz
Olumlu bir çocuk yetiştirmek istiyorsak
yalnızca çocuğumuzla kurduğumuz iletişime dikkat etmemiz yeterli olmayacaktır.
Aile içindeki diğer bireylerle iletişimimiz de onları etkileyen bir durumdur.
Çocuklar sosyal beceriler için temel oluşturacak davranışları ailede edinirler.
Aile içinde alınan kararlara çocukları da dâhil etmek, onların fikirlerini
almak onları birey olarak kabul ettiğimizi gösterir. Birey olduğu hissettirilen
çocuklar hayatları boyunca özgüvene sahip olacaklardır.
Değerlerimize
Dönmeliyiz
Çocuk yetiştirme konusunda ne kadar
kitap, makale, dergi okursak okuyalım ne kadar eğitim alırsak alalım bu konuda
değerlerimize, özümüze bakmazsak eğer bu işin bir tarafı hep eksik kalacaktır.
Değerlerimizi unutursak çocuklarımız özgüvenli, ayakları yere sağlam basan,
belki çok başarılı ancak saygıdan, merhametten, vefadan uzak yetişkinler olarak
karşımıza çıkacaklardır. Bu sebeple ahlaki değerleri olan bir çocuk
yetiştirmeye çalışmak olumlu çocuklar yetiştirme sürecinin en önemli
öğelerinden biridir.
Değerli
Ebeveyn,
Sizlerle çocuk yetiştirme sürecinizde
faydalı olabileceğini düşündüğüm bazı bilgiler paylaşmaya çalıştım.
Unutmayalım ki mutlu anne ve babaların yetiştirdiği çocuklar yarının mutlu
anne-babaları, yetişkinleri olacaklardır. Dolayısıyla mutluluğu beklemek yerine
koşullar ne olursa olsun, mutlu olmayı bir an evvel öğrenmeliyiz. Ki
çocuklarımıza da öğretebilelim!
Sevgiyle kalın…

Yorumlar
Yorum Gönder