Şarkımız Bizim

 

En sevdiğiniz iki şarkıyı aynı anda açın yüksek sesle.

Bakalım ne kadar tahammül edebileceksiniz? 

Edemezsiniz, her şey birbirine karışır ve çok sevdiğiniz o müzik dinleme eylemi bir işkenceye dönüşür. 

İki insanın birbirini dinlemeden konuşmasına da bu gözle bakıyorum ben ve ne yazık ki karşılaştığım konuşmaların çoğu böyle. Birbirini dinlemeyen, yalnızca kendi ritmini kendi sözlerini duyurmaya çalışan yüksek sesli bir şarkı sanki konuşmalar. 

Hepimiz ayrı telden çalıyor ve söylüyoruz.

İletişimi bir şarkı söylemeye benzetsek ve şöyle bir yol izlesek ne güzel olur bir hayal edin:

Bir diyeceğim var geçtim muhattabımın karşısına ve başladım kendi melodimle ritmimle konuşmaya. O da beni dinledi sözlerimin tınısını, ritmini aklında tuttu ki bu beni dinlediğinin ve anladığının en büyük göstergesi olurdu. Sonra benim bıraktığım yerden devam etti konuşmaya. Ben de aynı şekilde onu dinledim. İkimiz de birbirimizin ritimlerini sözlerini aklımızda tuttuk. Ortaya ne güzel ne doyulmaz bir sanat eseri çıkar bir düşünsenize. 

İletişim bir sanattır. Biraz özensek her gün en az bir tane eserimiz olur, şarkımız olur.

Ve işte o zaman kalmaz mı dudaklarda, gönüllerde şarkımız bizim...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhammed'siz Muhabbet: Modern Zaman Mutasavvıfları

EBRU ÖĞRETMEN'E BİR MANZUME

EĞİL DAĞLAR