BİR YANIMIZ ARABESK
30'lu yaşların insanın kendi geçmişiyle yüzleşme işlerini hallettiği yaşlar olduğu gibi bir düşünceye sahip olmuşum nedense. O yüzden kollarımı sıvayıp ne zaman kalemi elime alsam bir yüzleşme dili hakim oluyor yazdıklarıma. 20'li yaşlarımın son demlerindeyken bazı yüzleşmeleri şimdiden halledeyim diyorum. Bugün de çocukken her gün mutlaka duyduğum bir şeyle, yüzleşeyim dedim, arabeskle...
Doğduğun ev kaderinse, duyduğun müzik de kaderindir. Yıllarca, hele hele ki duyduklarının zihnine sorgusuz sualsiz kazındığı çocukluk yılların boyunca kulağına çalınan müziklerin hayatında hiçbir etkisinin olmadığını iddia edemezsin.
İşte o yıllarda çalınmış kulağımıza arabesk. (Ankara'da büyümenin bir yan etkisi de olabilir bu)
Oyun oynadığımız sokağın pencerelerinden, bindiğimiz dolmuşlardan, okul sıralarımızdan bangır bangır yükselirken, düğünlerimiz bile onunla başlayıp sona ererken... Ne yapabilirdik ki nasıl kaçabilirdik?
Hem neden kaçalım?
Nereden yükselirse yükselsin acısıyla, tatlısıyla ve tüm yaşanmışlıklarıyla insanı anlatır, "insanız işte" demenin bir başka yoludur arabesk.
O yüzden bir kere kulağına çalındı mı ömür boyu kaçsan da kurtulamazsın, insan olmaktan nasıl kaçamıyorsan...
Anasına, babasına ve dahi en küçük bir mahlukata karşı of bile dememiş ruhunun arabeskle yaşadığı o başkaldırışa kim yan gözle bakabilir ki? İçinden isyana sebebiyet verenleri çıkardıysan ve bunda da bir ölçü tutturduysan hele ki...
Hem bizim için bir problem çözme yolu da olmuş arabesk. İçimizi onunla soğutmuşuz bazı zamanlarda.
Bir mahsuru var mı?
Bence yok. Çünkü bir yanımız arabesk.
Yorumlar
Yorum Gönder