Hayat yepyeni bir zorlukla dikildiği vakit karşıma...
Bir düğümün çözülmesine ramak kala, bir zorun kolaylaşmasından az evvel, güneş doğmadan hemen önce...
Bilemem, yapamam, olmaz sandığım zamanlar...
Bilmediklerim beni derin bir korkuya saldığı zamanlar...
Üstüme kat kat yorganlar çekip bekleyesim geliyor.
Böyle yapmayı O'ndan(s.a.v.) öğrendim çünkü, Peygamber'imden...
İnsana bilmediklerini öğretenin, her şeye gücü yeten Rabbimiz olduğunu o ilk vahiyle öğrendiğinde titreyerek eve gelip bir örtü istemişti Hatice'sinden. Bu en korktuğu şey O'nun peygamberliğinin müjdesiydi aslında. (Hz.Muhammed'in Hayatı, Martin Lings)
Ne zaman bilmediklerimin altında korkuyla ezilecek olsam bu ilk vahiy anı gelir aklıma ve şöyle tekrarlarım içimden:
Bugüne kadar bilmediğim ne varsa öğreten bunu da öğretecek. Yeni kapılar açılacak. Bir zorlukla beraber bir belki bin kolaylık gelecek.
Kozasından çıkmaya çok az vakti kalmış bir kelebek gibi bu sıkışmalar, bu kabına sığamamazlıklar yaşanacak elbet. Kolay değil sonu rengarenk bir kelebek olacak. Değmez mi bunca sıkıntıya o narin kanatlarla kırlarda salınmak için? Değer bence ömrün kısa olsa bile değer!
Yorumlar
Yorum Gönder