Yabana Övgü


    Henry David Thoreau yabanıl olan her şeye büyük övgülerde bulunuyor Yürümek kitabında. Yabanıl olan her şeyin iyiye yaklaştığını söylüyor. 

 Yabanıl bir şeyler arıyorum hayatımda. Bunca konforun içinde yaşadığımız huzursuzluklar Thoreau'nun haklı olduğunu gösteriyor adeta. Mesela anneannemin eviyle kendi evimi kıyaslıyorum: kerpiçten yapılma bir ev, mutfağında kap kacağın koyulacağı birkaç terek, kireçle boyanmış duvarlar... Yerleri süpürmeye bir çalı süpürgesi yeter de artardı bile. Toz kalkar diyeceksiniz şimdi, evet kalkardı. Ama ben orada aldığım rahat nefesi başka hiçbir yerde aldığımı hatırlamıyorum. Bir de bizim evlerimize bakıyorum. En ufak bir yabanıllığı dahi hemen yüzümüze vurabilecek şekilde tasarlanmış evlerimiz... Ellerimizle kullandığımız ama en ufak bir el izine tahammül edemediğimiz mutfak dolapları, haliyle sararan ama sararmasın diye türlü ağartıcılarla kendimizi zehirlemek pahasına beyazlattığımız fayanslar, üzerinde ayaklarımızla yürüdüğümüz aman ayak izi kalmasın diye kendimizi perişan ettiğimiz parkeler... Her bölümü ayrı bir yüzey ve her bir yüzeyin temizliği için ayrı bir kimyasal!

    Zamane tozları bile anneannemin evinin tozu gibi değil artık! Dijital ve kimyasal artıklardan oluşan bir şeye dönüştü evimizin tozları. 

    İşte konfor sayesinde sahip olduğumuz huzur(suzluk)lar. Thoreau'ya hak vermemek elde mi? 

    "Bana göre umut da gelecek de çimenliklerde, ekilmiş tarlalarda, kasaba ve şehirlerde değil; üzerinde bitkilerin titreştiği geçit vermez bataklıklardadır."


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhammed'siz Muhabbet: Modern Zaman Mutasavvıfları

EBRU ÖĞRETMEN'E BİR MANZUME

EĞİL DAĞLAR